İkinci Bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İkinci Bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2010 Pazartesi

İkinci Bahar #2 - Ben Her Baharı Severim...

“Ben her bahar’ı severim” Bahar habercidir!

Arkasından mutlaka güzellikler gelir…

Bahar müjdecidir…

İkinci bahar, ilkbahar da kaçırdıklarınızı yakalama fırsatıdır…

2007 Eylül ayı, Ramazan’ın ortalarındayız! (her önemli tarihi hafızama ya da yazılı olarak kayıt etmeme karşın kayıt altına almadığım, belki kayıt etmeyi ya da kabul etmeyi başlangıçta reddettiğim tarih) gece uyumaya hazırlanırken çok iyi tanıdığım vücudumda sağ mememde elime gelen küçük yaramaz kitle, birden yatakta sıçrayarak oturup düşünmeme neden oldu…Kısa sürede, panik olmadan kendi kendime sorduğum sorular, kısa bir cevap ve kendime verdiğim direktif “önce yat uyu şu anda hiçbir şey yapamazsın” oldu…

2006 yılından beri sürekli kafamda “momografi yaptırmalıyım, son yaptırdığım inceleme üzerinden üç yıl geçmiştir” düşüncesi vardı. Ancak, bu tür muayene ve kontroller zor gelir ve ihmal edilir (küçük memede Momografi biraz zor olduğundan aklıma geldikçe ertelemiştim) Halam yıllar önce meme ameliyatı geçirmiş ve tedavi olmuştu. Anlayacağınız gibi, şansım vardı;)

Yatakta uyumaya çalışırken yaşamı gözden geçirerek “sakin ve kararlı olmalı, ailemi çok endişelendirmeden ne yapacağıma karar vermeliyim” dedim…

Ve hastane serüveni başladı! Testler-tahliller- Momografi-Ultrason - MR- vs. sonuçları ve doktorlardan cevap beklerken ameliyatımı ve tedavimi yapacak doktora karar verdim…

Ayrıca; yapılan incelemelerde parçanın temiz görülmesine karşın önümde iki seçenek 1. si biyopsi yapılması 2. si ameliyatla parçanın alınması olduğunu öğrendim…

Ameliyat öncesi çok karmaşık duygular hissederek, zaman zaman hastalığı kendime yakıştırmadan reddederek, “çok düzenli yaşadım-sağlıklı beslendim-kendime zarar verecek hiçbir alışkanlığım yok-neden ben” dedim..

Ailem-arkadaşlarım her zaman yanımdaydı! O karmaşık duyguları yaşarken gene de şanslı olduğumu düşündüm…

5 Kasım 2007 ilk ameliyat, parça alındı, temiz çıktı;) Pataloji labratuvar sonucunu beklemek kolay olmasa da tekrar iş yaşamı bana çok iyi geldi! Beklenen gün geldi! Sonuç elimde doktoruma ulaşamıyorum! Arkadaşımın eşi Cerrah, arayıp raporumu internetten yolluyorum, kısa sürde beni arayarak “doktorun ne derse onun önerilerine uymalısın”dediğinde anladım ki durum ciddi! Veeee doktorun odasındayım” daha az riskle yaşamak isterseniz memenin alınmasını teklif ediyorum, aksi halde her türlü tedaviye razı olmalısınız” dediğinde 5-10 dakika içerisinde kararımı verdim… “Yaşam benim, bu vücut benim, karar benimse,ben sağlıklı yaşamak istiyorum” Doktorumun uygun gününü beklerken önceden reddettiğim, okuyup araştırmadığım konuları araştırıyorum, vücudumda boşluk hissetmemek, vücut yapımının değişmediğini görmek istiyorum… Doktorlarımla birlikte iki aşamalı bir ameliyatın kararını veriyoruz “ 4 Ocak 2008 bu kez bitti”

Rapor ve dinlenme sürecinden sonra tekrar iş yaşamına başlangıç, değişime alışmak, yaşam

tarzı ve beslenmeye daha fazla özen gösterirken beni, benim gibi anlayacak arkadaşları arıyorum, basında ve internette karşılaştığım bir isim Özlem AYSOY, paylaşmak amacıyla yazıyorum… Bir süre sonra okuldan bir arkadaşım bana Pembe Güç’ten bahsediyor, web sayfasını açıp üye oluyorum, ertesi gün Özlem hanım yazıyor “bize katılır mısınız? diye soruyor;) Paylaşımlarımız başlıyor…

Mart 2010 “Pembe Güç 1 yaşında” ben ve Pembe Güç derneğindeki arkadaşlarım keyifli paylaşımlar yaşıyoruz…

İkinci baharımı seviyorum, bana sağlık-umut-huzur-mutlluk vadediyor! Bana tekrar yaşamı yakalama, göremediğim güzellikleri görme fırsatı verdi;)

Her zaman yanımda olan, bana destek veren ailem ve arkadaşlarıma, sabırlı-ilgili-başarılı doktorlarıma gönülden teşekkürler…

Herkese güzel dilekler ve sevgiler gönderiyorum…

Lâtife Günyüz ERDİNÇ

19 Mart 2010 Cuma

İkinci Bahar #1 - Son Düdük Çalmadan Maç Bitmez!!!

Hava ve saha koşulları futbol oynamaya elverişli, güneş pırıl pırıl parlamakta tepede. Seyirciler yerlerini almaya başlamış tribünlerde. Yer yer görülen boşluklar ilerleyen dakikalarda dolacak gibi gözüküyor.

Tribünler hareketlenmeye başladı bile, tezahüratlar, şarkılar herşey ve herkes aslında benden yana. “Özlem , Özlem “ sesleri kulaklarımda çınlıyor, çoştukça çoşuyorum. Ayağıma gelen her topu en doğru şekilde kullandığımı düşünerek koşuyorum durmadan. Performansımın iyi olması, en iyi şekilde oynayabilmem için elzem. Maçın yıldızı olmalıyım diyorum kendi kendime. Ne kadar bencilce öyle değil mi?

İşte belki de bu düşünce yüzünden, bu mükemmeliyetçilik tutkum yüzünden birden bire altüst oluyor tüm dengeler. Maçın 34. dakikasında hiç te beklenmedik bir anda, rakip takım yaptığı atak ile öne geçiyor.

Hayatspor: 1- Özlem: 0......

34 yaşında, ilk çocuğumu 9 ay, ikinci çocuğumu 11 ay emzirdikten sonra aile geçmişimde böylesi bir hikaye olmamasına rağmen, 8 Temmuz 2006 tarihinde teşhis konuluyor.

Meme CA......

Teşhis, biyopsi, ameliyat derken her şey beş gün içinde olup bitiyor. Hala inanamıyorum olanlara, etrafımda konuşulanlara, olacağı söylenenlere... Şok içindeyim... Tek yapabildiğim ağlamak, bağıra bağıra, hiç durmamacasına....

Bakamıyorum ne aynaya ne kocamın yüzüne. Utanıyorum, çekiniyorum hatta kendimden nefret ediyorum ama değil mi ki bana ihtiyacı olan dünyalar güzeli iki yavrum ve beni çok sevdiğini her fırsatta dile getiren, tüm bu acılara rağmen ayakta, dimdik duran bir kocam var, yutkunuyorum, alıştırmaya çalışıyorum hem kendimi, hem beynimi, hem de yüreğimi.

Ailelerimizle bir bütün olduk, kenetlendik ve hep birlikte el ele vererek inandık, söz verdik kendimize, birbirimize....

“Bu maçı alacağız başka yolu yok!”

Sıkıntı, üzüntü, umutsuzluk, acı, kabus ile dolu karanlık tünelde, sonunun aydınlık olacağını hayal ederek, inanarak, hissederek, sevgiyle ilerledik. Tutunduk hayata, bağlılığımızı dile getirdik sık sık, kopmadık, bırakmadık kendimizi ve düşüncelerimizi. Doktorlarımıza ve çevremizdeki dostların pozitif enerjilerine inanarak, sağlık ve şifa niyetine kabul ettik verilen her ilacı bünyeye.

Yorulduk, üzüldük, ağladık, durgunlaştık, küstük, yattık, kalktık, bıktık ama bırakmadık maçı, asıldık asılabildiğimiz kadar hayata, sevgiye, inandıklarımıza.

Sonuç mu?

Maç hala devam ediyor ama ben şu an maça yeni başlamış gibiyim, enerjik, hızlı, motivasyonlu.. Durumu eşitledim ya, benden mutlusu yok..

Gözüm skorboardda, aklım tüm varlığım ve tüm bedenimle kalan sürede...

Hayatspor : 1 – Özlem :1

Unutmayın son düdük çalmadan maç asla bitmez..

Umut dolu bir dipnot:

Bundan böyle İkinci Bahar’da hep birlikte olacağız. Umutlarımızı, hayallerimizi konuşup, birlikteliğimizden güç alarak hayata sımsıkı tutunacağız, negatif tüm düşünceleri, kötülükleri, umutsuzluğu geride bırakacağız. Umutla, sevgiyle, inançla ve de sağlıkla ileriye bakacağız daima.


Unutmayın, yalnız değiliz, değilsiniz, birlikteyiz.....

Özlem Aysoy